12 Ekim 2009 Pazartesi

WASHİNGTON'DA NEWROZ

Uzun yıllar Cumhuriyet'in Washington muhabirliğini yapan Ufuk Güldemir, bu gazetenin 17 Temmuz 1992 tarihli bir haberinde şöyle yazıyordu: "Son günlerde Washington'da fikir babası İsrailli politikacı Ariel Şaron olan, ama zaman içinde akademisyen ve stratejistler tarafından geliştirilmiş, zenginleştirilmiş, Amerika'da belli bir çevrenin ilgi duyduğu bir tezden söz ediliyor: Kürt Devleti tezi."
Evet, Kürt Devleti tezinin önde gelen mimarlarından biri Ariel Şaron'du. Daha doğrusu, İsrail'in onyıllardır hedeflediği bu projeyi 1980'li yıllarda gündemin en üst sıralarına taşıyan kişiydi Şaron. Sağcı Likud partisinin "Lübnan Kasabı" lakabını taşıyan bu şahin politikacısı, kendisine 1982'deki Lübnan işgali fırsatını vermiş olan Lübnan İç Savaşı'ndan aldığı ilhamla Irak'a yönelmiş ve aynı iç savaş senaryosunu orada da görmek istemişti. Bunun anahtarı da Kürt Devleti projesiydi.
Ariel Şaron'un 80'li yıllarda gündemde tuttuğu bu tez, 1991'deki Körfez Savaşı'ndan sonra çok daha büyük bir popülarite kazandı. Kuzey Irak'ta önceki bölümde ele aldığımız siyasi gelişmeler yaşanırken, Batılı başkentlerde, özellikle de Washington'da, bu bölgede kurulabilecek bir Kürt Devleti hakkında tartışmalar başladı. Ve Ufuk Güldemir'in yazdığı gibi, nedense ABD'de "belirli bir çevre" ilgi duyuyordu bu projeye. Bu çevrenin üyelerinin neredeyse tümünün ortak özelliği ise, İsrail'le bağlantılı oluşlarıydı.
Turan Yavuz da ABD'nin Kürt Kartı'nda bu konuya değinerek şöyle yazmıştı:
Kürt sorunu bilhassa Körfez Krizi ile birlikte ABD Kongresi'nin gündemine girmekle birlikte, Rum ve Ermeni lobilerinin aksine, Yahudi lobisinin desteğini alarak ortaya çıkmıştır. İsrail'in Ortadoğu'da son derece zayıflamış bir Irak istemesi ve Körfez Savaşı boyunca Saddam Hüseyin'in İsrail'e Scud füzelerini göndermesi, ABD Kongresi'nde Yahudi lobisinin Kürt ayrılıkçılığını desteklemesine neden olmuştur. 1
Türk basınının satır aralarında yayınlanan bazı yazılar, yine bu konuda aydınlatıcıydı. 1993 yazının sıcak günlerinden birinde, Mümtaz Soysal da, Hürriyet'teki "Açı" başlıklı köşesinde Kürt sorununa değinmişti. Soysal, sorunun ardındaki uluslararası boyuta dikkat çekerken, bir de Washington'da kurulmuş olan bir think-tank'in kendisini bir Kürt devleti kurmaya adamış olduğundan söz ediyordu. Washington Institute for Near East Policy (Yakın Doğu Politikası İçin Washington Enstitüsü) adlı bu kuruluş, Soysal'ın aldığı ve yazısında aktardığı bilgilere göre, kurulmasını hedeflediği Kürt Devleti'ne Türkiye'nin Güneydoğusu'nu da dahil etme hesapları yapıyordu.
Kısa adı WINNEP olan sözkonusu kuruluşun Kürt sorununa olağanüstü bir hassaslık gösterdiği ve sorunun ancak bağımsız bir Kürt devleti kurularak çözümlenebileceğini savunduğu, başka kaynaklarda da sık sık vurgulandı. Örneğin Cengiz Çandar da bir yazısında WINNEP'in Kürt devleti kurma çabasına değindi. Çandar, WINNEP'in "Irak: Amerikan Politikası için Müstakbel Adımlar" adlı raporundan yola çıkarak, bir Kürt devletinin yolda olduğunu ima ediyordu. "... Adı geçen think-tank'in (WINNEP) de Amerikan Ortadoğu politikasının belirlenmesindeki ağırlığı tartışılmaz" diyen Çandar, kurumun yayınladığı raporda Kuzey Irak'taki Kürt hareketinin desteklenmesinin savunulduğunu hatırlatıyor ve rapordan, "Irak muhalefetinin şemsiye örgütü Irak Ulusal Kongresi'ne, onunla temas düzeyini yükselterek ve ona bölgesel ve uluslararası destek sağlayarak, desteği arttırmak" maddesini aktarıyordu. 2
Peki neden bu think-tank Kürt sorunuyla bu denli yakından ilgileniyor ve daha da önemlisi, sorunun çözümünün açıkça söylemese de, Türkiye topraklarının bir bölümünü de kapsayan bir Kürt devleti kurulmasından geçtiğini iddia ediyordu?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder