12 Ekim 2009 Pazartesi

LÜBNAN İÇ SAVAŞI

Israil'in Beka Stratejisi Arap ülkelerindeki azinliklari desteklemeyi ve iç savaslari kiskirtmayi öngörüyordu. Yahudi Devleti'nin Lübnan iç savasindaki rolü bu stratejinin bir uygulamasiydi. Hiristiyan Falanjist milisler en büyük destegi Israil'den görüyorlardi. Yanda; Lübnan iç savasindan manzaralar.

Beka için parçalama stratejisi, gerçekte çevre stratejisiyle eş zamanlı olarak İsrail'in gündemine girmişti. David Ben-Gurion ve diğer İsrail kurmayları, "Arap denizi"ni dışardan kuşatmak için İran-Türkiye-Etiyopya triosu ile ittifak başlatırken, bir yandan da daha örtülü bir biçimde bu Arap denizinin içindeki iç savaşlara ve azınlık isyanlarına müdahil olmaya başladılar. Benjamin Beit-Hallahmi'ye göre, "yıllar geçtikçe, çevre stratejisi; Lübnan'daki Falanjistlerle, Yemen'deki Kralcılarla, Güney Sudan'daki ayaklanmacılarla ve Irak'taki Kürtlerle kurulan ilişkileri de beraberinde getirdi". Çevre stratejisinin bu gizli türevi, yine Hallahmi'ye göre, "Arap-olmayan ya da Müslüman-olmayan azınlıkların siyasi bağımsızlık ve İsrail'le işbirliği için teşvik edilmesi"ni öngörüyordu. (Oded Yinon'un raporunda ortaya ko- nan görüşler, 1950'lerin sonunda başlatılan bu beka için parçalama stratejisinin daha gelişmiş bir versiyonuydu aslında.)

"İsrail'in Kürt kartı"nın çıkış noktası işte buydu. Kitabın ilerleyen bölümlerinde, Yahudi Devleti'nin "beka için parçalama" stratejisi ile Kürt sorunu arasındaki ilişkiyi derinlemesine inceleyeceğiz. Ama öncelikle diğer örneklere bir göz atalım.
İsrail'in müdahil olduğu, hatta mimarlığını yaptığı iç savaşların başında Lübnan'daki kanlı çatışma geliyordu. İsrail, başta da belirttiğimiz gibi, Arap ülkelerini destablize edebilmek için Arap-olmayan ya da Müslüman-olmayan azınlıklarla ilişki kurmayı hedefliyordu. Lübnan nüfusunun önemli bir bölümünü oluşturan Hıristiyan Maruniler ise, bu özelliklerin her ikisine sahip bir topluluk olarak Yahudi Devleti için doğal bir müttefik konumundaydılar. Bu uygunluğun belirginliğinden olacak, Marunilerle bir ittifak yapma düşüncesi, henüz İsrail kurulmadan önce, 1920'lerde Siyonist kaynaklarda belirmişti. Sağ kanat Siyonizm'in öncüsü Vladimir Jabotinsky, o yıllarda Siyonizmle ittifak içinde olan Hıristiyan bir Lübnan kurulmasını hayal ediyordu. Sol kanat Siyonizm'in lideri olan David Ben- Gurion'un 24 Mayıs 1948 tarihli günlüğünde ise, Lübnan'da güney sınırı Litani ırmağı olan bir "Hıristiyan devleti"nden bahsediliyordu. Gurion'un 11 Haziran 1948 tarihli günlüğünde ise, Lübnan'da bir "Hıristiyan isyanı" çıkarmanın da İsrail'in savaş hedeflerine dahil olduğu belirtilmişti. 52
Bu misyonu üstlenecek lider de ortalardaydı zaten. Avrupa'da okumuş bir Lübnan'lı eczacı olan Pierre Cemayel, 1936'da Nazi Almanyası'na yaptığı ve kendisine büyük bir "ilham" veren gezisinin ardından ülkesine dönmüş ve Lübnan Falanjları adlı faşist bir parti kurmuştu. ("Falanj" kelimesi, Hitler'in ve Mussolini tarafından desteklenen İspanya diktatörü Franco'nun kurduğu faşist partinin isminden geliyordu.) Uyuşturucu ticareti sayesinde kısa sürede büyük bir finans gücüne ulaşan Falanjlar, 1940'larda güçlü bir milis örgütü de kurdular. İsrail, bu "doğal müttefik"leriyle ilk fiili bağlantısını 1948 savaşı sırasında kurdu. 1951'de Lübnan'da yapılan seçimlerde ise Falanjist seçim kampanyasına gizlice para yardımında bulundu. 53
İki taraf arasındaki asıl büyük askeri ilişki 70'li yıllarda kurulacaktı, ama ondan önce de Marunilerle ittifak fikri hep İsrailliler'in zihninde yerini korudu. David Ben- Gurion, 27 Şubat 1954'te Moşe Sharett'e yazdığı bir mektupta Lübnan'da bir Maruni devleti kurulmasının İsrail dış politikasının en önemli hedeflerinden biri olması gerektiğini belirtti ve bunu başarmak için harcama yapmayı ve gizli operasyonlar düzenlemeyi önerdi. İsrail ordu komutanı Moşe Dayan ise 16 Mayıs 1955'de, "İsrail'in kendini Marunilerin kurtarıcısı olarak ilan edecek bir Lübnanlı subay bulması veya satın alması" gerektiğini söylüyordu. Dayan'a göre, bunun ardından İsrail Lübnan'ı işgal edebilir, İsrail'le ittifak içinde olan bir Hıristiyan rejim oluşturulabilir ve sonra da Lübnan'ın Litani nehrine kadar olan güney kısmı Yahudi Devleti tarafından ilhak edilebilirdi. 54
1975'te Lübnan'da iç savaş patlak verdiğinde, bu kez Pierre Cemayel'in oğlu olan Beşir Cemayel tarafından yönetilmekte olan Falanjlar, kendilerine en iyi müttefik olarak yine İsrail'i buldular. Özellikle Mossad'ın ikinci şefi David Kimche ve Ariel Şaron aracılığıyla kurulan ilişkiler, Falanjistlere para, silah ve askeri eğitim aktarılmasıyla sonuçlandı. Falanjistler, İsrail'in kendilerine Amerikan desteği sağlayacağına da yürekten inanıyorlardı. Beşir Cemayel bir keresinde, "bazı insanlar İsrail'in ABD'nin bir kolonisi olduğunu sanıyorlar. Tam tersine, ABD İsrail'in bir kolonisidir, bunu nasıl anlayamıyorlar" demişti. 55
Bu arada Moşe Dayan'ın rüyası, biraz daha değişik bir biçimde de olsa, 1976'da Saad Haddad adındaki bir Lübnan binbaşısı tarafından yönetilen bir kukla örgüt olan Güney Lübnan Ordusu'nun ortaya çıkmasıyla gerçek oldu. 1976'dan itibaren yüzlerce Falanjist askeri İsrail'de, İsrail paraşütçüleriyle yan yana eğitim gördüler. İsrail, 1975 ve 77 yılları arasında Falanjist ordusuna askeri malzeme temin etmek için 150 milyon dolar harcadı. 56
Ve sonra da tüm bu hazırlıkların sonucu geldi: İsrail ordusu 1982 yazında Lübnan'ı işgal etti. Falanjistlerin önceden "temizlediği" yolda ilerleyerek Beyrut'a kadar ulaştı ve kenti kuşatıp bombalayarak Filistin Kurtuluş Örgütü'nü buradaki karargahından sürdü. Bunun ardından, ülkedeki İsrail işgali devam ederken, 23 Ağustos 1982 günü ülkede Başkanlık seçimi yapıldı. İsrail'in tehditleri, rüşvetleri ve Lübnan parlamentosunun bazı üyelerini tek tek toplayıp oy kullanmaları için meclise getiren İsrail helikopterleri sayesinde, Beşir Cemayel Lübnan Devlet Başkanı seçildi. Ancak Cemayel seçimden üç hafta sonra bir bombalı suikaste kurban gitti. Bunun üzerine, İsrail ve Falanjistler ortak bir intikam operasyonuna giriştiler. Sabra ve Şatilla göçmen kamplarındaki yaklaşık 3 bin Filistinli sivile karşı girişilen kat- liam bu sırada gerçekleşti. İsrail ordusu kampların etrafını çevirdi, Falanjistler de iki gün süren insan avı sırasında kamptaki tüm Filistinlileri kadın-çocuk ayrımı yapmadan öldürdüler. Genel Kurmay Başkanı Rafael Eitan, "iyi iş başardıklarını" söyleyerek Falanjistleri kutladı ve toplu mezar kazmaları için onlara buldozer yollama "inceliğini" gösterdi. 57
İsrail daha sonra Lübnan'dan kademeli olarak çekildi, ama ülkenin güneyindeki "güvenlik kuşağı"nı, yani işgalini hala sürdürüyor. Lübnan ise, Yahudi Devleti'nin "beka için parçalama" stratejisinin bir kurbanı olarak, hala bıçak sırtında yaşıyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder