12 Ekim 2009 Pazartesi

ÇÖL FIRTINASI

Kuveyt'i isgal etmek Irak ordusunun yalnizca bir gününü aldi. Iran'a karsi giristigi savas boyunca Bati tarafindan silahlandirilmis olan Saddam, simdi bu armadayi kendi Ortadogu misyonu adina kullanmaya kalkmisti.

İşte, Babil'e (Bağdat'a) karşı ve Leb-Kamay'da oturanlara karşı helak edici bir yel uyandıracağım. Ve Babil'e harman savuranlar göndereceğim ve onu savuracaklar; ve onun diyarını boş bırakacaklar; çünkü kötü günde her taraftan onun üzerine gelecekler. Yay kurana karşı ve zırhı ile övünene karşı okçu yayını kursun ve onun gençlerini esirgemeyin; onun ordusunu bütün bütün yok edin.
Eski Ahit, Yeremya, 51; 1-4
1990 yılının 1 Ağustos günüydü.
O gün Saddam Hüseyin'in emrindeki Irak ordusu ani bir operasyonla Kuveyt sınırından hızla içeri girdi. Bu küçük ülkenin tümüyle işgal edilmesi ise bir günden daha uzun bir zaman almadı. Kuveyt'in çok küçük, hatta bir polis kuvveti kadar zayıf olan ordusu, Irak gibi ciddi bir askeri güç karşısında hiç bir varlık gösterememiş, zaten pek fazla direniş de yaşanmamıştı. Ülkeyi yönetmekte olan Sabbah hanedanının üyeleri kaçacak zamanı ancak bulabildiler.

Irak, tarihsel ve coğrafi yönden kendi parçası saydığı bu küçücük ülkeyi işgal etmekle çok önemli bir iş yapmış oluyordu. Çünkü Kuveyt, dünyanın en zengin petrol yataklarını barındırıyordu. Bu yataklar, Irak'ın zaten hacimli olan petrol rezervleriyle birleştiğinde ise, Saddam Hüseyin dünya petrolünün büyük bir bölümü üzerinde söz sahibi hale geliyordu.
Ancak, bilindiği gibi, ABD buna izin vermedi ve 1991 Ocağında başlattığı Çöl Fırtınası harekatı ile Irak'ı Kuveyt'ten püskürttü. Dahası, Irak'ın askeri gücünü o denli zayıflattı ki, uzun süredir Bağdat'ın baskısı ile sinmiş olan muhalif gruplar ayaklanma imkanı buldular. Kuzeyde Kürtler, güneyde ise Şiiler Saddam'a başkaldırdılar. Saddam'ın askeri gücünü yeniden toparlaması ve bu ayaklanmaları bastırır hale gelmesi ile birlikte ABD yeniden devreye girdi ve ülkenin kuzey ve güney bölgelerini 36. paralelin kuzeyini ve 32. paralelin güneyini Bağdat'ın gazabından korudu. İlerleyen ay ve yıllarda ABD özellikle kuzeydeki, yani Kürtler arasındaki ayrılıkçı oluşumları destekledi ve bir "Kürt Devleti embriyosu" oluşmasına fırsat verdi.
Kuzey Irak, bu satırların yazıldığı sırada hala bu özelliğini koruyor. Bölge, hem muhtemel bir Kürt Devleti'nin nüvesini oluşturuyor, hem de komşu ülkelerde, özellikle de Türkiye'de faaliyet gösteren ayrılıkçı Kürt hareketlerine, terör örgütlerine yataklık ediyor. Kısacası, Ortadoğu'daki Kürt sorununu inceleyen siyasi bir yaklaşım, kaçınılmaz bir biçimde Kuzey Irak'ı temel almak zorunda. Kuzey Irak dağları, 1960'lar ve 70'lerde olduğu gibi, yine Kürt hareketinin en önemli merkezi.
Ve bu yüzden, bölgede stratejik bir rol oynayan güçlerin ve elbette İsrail'in kullandığı "Kürt Kartı"nı analiz etmek için, her şeyden önce Kuzey Irak'a bakmak gerekiyor.
Kuzey Irak'a bakmak için de, tüm bu kargaşanın çıkış noktası olan Çöl Fırtınası'na...



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder