Yahudi Devleti'nin Ortadoğu'daki tüm bu iç savaşlardaki rolü kuşkusuz son derece önemli bir stratejik anlam taşımaktadır. Lübnan, Yemen, Umman, Çad ve Sudan'daki iç savaşların hepsinde de "İsrail parmağı"nın var oluşu, bizlere "beka için parçalama" stratejisinin ne denli gerçekçi olduğunu ve İsrailliler tarafından ne denli ısrarlı bir biçimde uygulandığını göstermektedir.
Anlaşılmaktadır ki, Ortadoğu ülkelerindeki her iç çatışma, Batı Kudüs'te büyük bir stratejik fırsat olarak görülmektedir. (Hatta öyle ki, İsrail, klasik Ortadoğu tanımının dışında kalan Kıbrıs'la da yakından ilgilenmekte, özellikle Rum kesimi ile ilginç işbirlikleri kurmaktadır. )70Ortadoğu ülkelerindeki bu iç çatışmalar bir ülkenin parçalanmasına neden olabilir—ki İsrail'in de en büyük amacı budur. Bunun yanısıra, parçalanma ile sonuçlanmasa bile, her iç çatışma en azından istikrarsızlık meydana getirir ve ülkeleri zayıflatır. Etrafındaki Müslüman/Arap denizini oluşturan ülkelerin istikrarsızlaşması ve güçsüzleşmesi ise, dünyaya Hıttin Korkusu gözlüğünden bakmakta ısrar eden Batı Kudüs açısından vazgeçilmez bir stratejik hedeftir.
İsrail, tam ve gerçek bir "özür" ve "diyet"le beraber Müslüman/Arap dünyasıyla barışmadıkça, Hıttin Korkusu'ndan kurtulamaz, Hıttin Korkusu'ndan kurtulmadıkça da bu "beka için parçalama" stratejisinden vazgeçemez. Belki etrafındaki bazı ülkeleri gerçekte birer ateşkes olan "barış süreçleri" ile oyalayabilir, ama bu stratejiyi rafa kaldırması mümkün değildir. Kendisi için ebedi birer düşman olarak gördüğü Ortadoğu devletlerinin içindeki azınlıkları "kart" olarak görmeye ve kışkırtmaya devam edecektir.
Ve işte baştan beridir tüm bu anlattıklarımız, bugün Ortadoğu'nun en önemli kanayan yaralarından biri olan ve Türkiye'nin başını da çokça ağrıtan Kürt sorunu ile yakından ilgilidirler.
İngiliz araştırmacılar J. Bloch ve P. Fitzgerald, British Intelligence and Covert Action (İngiliz İstihbaratı ve Gizli Operasyon) adlı kitaplarında, Güney Sudanlı hıristiyanların stratejik açıdan Iraklı Kürtlere benzediğini ve aynı onlar gibi dış güçler tarafından istikrarsızlık unsuru olarak kullanıldığına dikkat çekerler.71 Gerçekten de Güney Sudan ayaklanmasını "en etkili biçimde" destekleyen Yahudi Devleti, 1960'ların başından bu yana Irak'ı destablize etmekte olan Kürt sorununun başlıca kışkırtıcısıdır.
Ve bu "İsrail parmağı", Irak üzerinden Türkiye'ye, Türkiye'nin Güneydoğu'suna kadar da uzanmaktadır. Her ne kadar şimdilerde İsrail tarafından "müttefik" hanesine yazılsa da, Türkiye de sonuçta İsrail için uzun vadeli bir tehdittir çünkü.
Şimdi, bir ucu Türkiye'nin en büyük sorununa kadar uzanan bu "İsrail'in Kürt Kartı"nı incelemeye başlayabiliriz.
12 Ekim 2009 Pazartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder