12 Ekim 2009 Pazartesi

BEKA STRATEJİSİ



Nasır'ın 1952 yılında Mısır'da başlattığı radikalizasyon dalgası, İsrail'in bekaası için en önemli stratejik tehditlerden biriydi. Üstte 1952'deki darbede devrilen Mısır kralı Faruk'un gençlik yıllarındaki görünümü




Haçlılar bu ülkeyi ellerinden kaçırdılar, çünkü zaten onların değildi; en baştan yabancısıydılar buraların. Bugün ise bizim en yüce ve en temel amacımız, bölgeyi demografik, stratejik ve ekonomik bakımdan yeni bir dengeye oturtmaktır.
— Oded Yinon'un "1980'lerde İsrail İçin Strateji" başlıklı raporundan
1954 yılının Temmuz ayıydı.
Mısır'ın kavurucu sıcaklar nedeniyle geleneksel yaz uyuşukluğuna kapıldığı sıralarda, birden bire Kahire ve İskenderiye kentlerinde birbirini izleyen bir seri patlama gerçekleşti. Bombalar, ilginç ve "stratejik" anlamı olabilecek hedeflerde, yani ülkedeki İngiliz ve Amerikan tesislerinde patlatılıyordu. Örneğin Amerika'nın her iki şehirdeki "Enformasyon Hizmeti" ile ilgili kütüphaneleri vurulmuştu. Tahrip gücü fazla yüksek olmayan, dolayısıyla büyük bir mal ya da can kaybı yaratmayan bombalardı bunlar. Ama birbiri ardına patlatılmaları, terörizme o sıralar pek de alışık olmayan ülkede endişe ve panik yarattı. En başta da Amerikalılar ve İngilizler tedirgin olmuştu elbette.




Amerikalı yazarlar Andrew ve Leslie Cockburn'e göre, "bombalamaların, Devlet Başkanı Nasır'ın ABD ve İngiltere ile geliştirdiği sıcak ilişkilerden rahatsızlık duyan Batı düşmanı militan Mısırlılar tarafından gerçekleştirildiği varsayılabilirdi". Nitekim eylemi planlayanlar da tam tamına bu varsayımı empoze etmek, hem Nasır'ın hem de Batılıların eylemlerin fanatik Batı düşmanı Mısırlı teröristler tarafından düzenlediğini düşünmelerini sağlamak istiyorlardı. 1
Kısa bir süre sonra "anti-emperyalist" bir politika izlemeye başlayacak ve tüm Arap dünyasını etkisi altına alan bir efsane haline gelecek olan olan Nasır'ın, o sıralar gerçekten de Batı'yla, daha doğrusu Amerikalılarla yakın ilişkileri vardı. Nasır, 1952'de Kral Faruk'u devirerek iktidarı ele geçiren Hür Subaylar cuntasının en karizmatik üyesiydi. İki yıl sonra da, cuntanın görünüşteki liderliğini rütbesi yüksek olduğu için yürüten General Muhammed Necib'i emekliye ayrılmaya zorlamış ve Mısır'ın tartışmasız lideri haline gelmişti. Tüm stratejik hesaplarını bölgeyi "komünizmden korumak" üzerine kuran Washington ise, ilk ortaya çıktığı günden beridir bu yeni ve karizmatik lider ile ilişki içindeydi; onu komünist tarafa "kaptır- mamayı" düşünüyordu.
Nasır ile Washington arasındaki ilişki, CIA aracılığıyla, özellikle de CIA'nın bölgedeki en deneyimli ajanı sayılan—ve daha önce de İran'da Şah'ın yeniden tahtına oturmasını organize etmiş olan—Kermit Roosevelt kanalıyla gelişiyordu. Roosevelt, Hür Subaylar'ın 1952 yılındaki darbesine destek olmuş, ilerleyen yıllarda da Washington ile Nasır arasında önemli finans bağlantıları kurmuştu. 1953 yılında, Mısırlı'nın şahsına içinde 3 milyon dolar bulunan bir "hediye paketi" ulaştırmış, Nasır ise bu parayı Kahire'deki Hilton otelinin karşısına büyük bir kule inşa edip adına "Roosevelt Anıtı" demek için kullanmıştı. 2 Roosevelt, bir süre sonra, Nasır'ın isteği üzerine, Mısır ordusunun ve istihbarat servisinin geliştirilmesi için Amerikan yardımı da ayarlamıştı. Nasır, yarım yüzyılı aşkın bir zamandır ülkede bulunan İngiliz askeri birliklerinin ülkeden ayrılması için de İngilizlerle anlaşma imzalamış, iki taraf Ekim 1954'de Majestelerinin tüm askerlerinin ülkeden ayrılmasına karar vermişlerdi. Mısır lideri, bunun ardından da yine yarım yüzyıldır İngiltere'nin denetiminde olan Süveyş Kanalı'nı millileştirmeyi hedefliyordu.3

Albay Nasir ve General Necib, darbeyi yapan "Hür Subaylar" cuntasinin iki önemli ismi.
Ve tüm bu gelişmeler, Tel-Aviv'de endişe ile izleniyordu. İsrailliler, bu yeni Arap liderinin ABD ile iyi ilişkiler geliştirmesinden ve İngiltere'nin de Mısır'ı onun egemenliğine bırakıp gitmesinden son derece rahatsızdılar. O sıralar İsrail hakkında pek fazla söz etmeyen Nasır'ın kolaylıkla aleyhlerine dönebileceğini düşünüyorlardı.
Kahire ve İskenderiye'deki Amerikan ve İngiliz hedeflerine yönelen bombalar, işte tam bu atmosferde patladı. Ve kısa bir süre sonra anlaşıldı ki, bombaları patlatanlar "Batı düşmanı Mısırlı militanlar" değil, eylemi "Batı düşmanı Mısırlı militanlar"ın düzenlediği imajını vermek isteyen İsrailliler'di.
Olayın içyüzü, bombaları İsrail gizli servisi adına patlatan ve Mısırlı Yahudilerden oluşan grubun amatörlüğü sayesinde ortaya çıkmıştı. Bombalardan biri, gruptaki eylemcilerden birinin henüz cebindeyken patlamış, ağır yaralı olduğu halde tutuklanan genç Yahudi'nin "konuşturulması" sonucunda da grubun öteki üyelerine ulaşılmıştı. Örgüt, Mossad'ın adına yakışmayacak derecede "amatör"dü.
Ve kısa süre içinde tüm plan anlaşıldı. 16 Temmuz 1954'de Savunma Bakanı Pinhas Lavon "İngilizler'in Süveyş'i boşaltmasının anlamı"nı tartışmak için evinde bir toplantı yapmıştı. Lavon toplantıda "Mısır'daki İngiliz hedeflerine karşı sabotaj düzenleme" fikrini ortaya atmıştı. Bu sabotajların Mısırlılar tarafından yapıldığı izlenimi verilecek ve bu duruma sinirlenen İngilizler de ülkeden çıkmaktan vazgeçeceklerdi. Zamanın Mossad şefine göre de, bu operasyonun amacı "halkta kargaşa yaratarak Batı'nın varolan rejime karşı duyduğu güveni yıkmaktı." Buna da İngilizler'in bu bölgeyi boşaltmasını önleyecek bir kriz yaratılarak ulaşılmak isteniyordu. 4
İsrail hükümeti, bu olayı önce İsrail Devleti'ne karşı atılmış büyük bir iftira olarak yorumladı ve hatta tarihte Yahudi topluluklarına yönelen "kan iftiralarına" benzetti.5 Bir süre sonra da apaçık olan durumu kabullenmek zorunda kaldı, ama tüm sorumluluğu Savunma Bakanı Lavon'un üstüne yıktı. Lavon istifa etti ve başarısız operasyon, tarihe "Lavon Olayı" olarak geçti.
Lavon Olayı, İsrail hükümetinin göstermeye çalıştığı gibi "savunma bakanının bağımsız bir girişimi" değildi. Aksine, operasyon İsrail'in genel stratejisi ile yakından ilgiliydi. Bu strateji, "Hıttin Korkusu"ndan muzdarip olan Yahudi Devleti'nin Ortadoğu'da nasıl "baki" kalabileceği sorusuna cevap bulabilmek için geliştirilmiş bir "beka stratejisi"ydi.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder