Ünlü Yahudi akademisyen Moses Hadas'a göre, klasik Yahudilik'in temelinde yer alan sözkonusu "daimi savaş" atmosferi, Platon'un yazılarında sık sık atıfta bulunduğu Yunan şehir-devleti Sparta'yı andırır. 11Sparta, Atina'daki demokratik düzenden hoşlanmayan Platon tarafından övgüyle anılan totaliter bir "garnizon devleti"dir. Dış dünyayı daimi bir düşman olarak algılayan ve içerde de hahamların totaliter otoritesine göre yönetilen Yahudi gettosu ise, Sparta'nın bir prototipi olmuştur. Gettoların var olduğu asırlar boyunca, Yahudi tiyatrosu oynanmış, ama asla komedi yazılmamış ve oynanmamıştır. Shahak'a göre, Sparta'da da hiç bir zaman komedi oynanmamıştır, hem de tamamen aynı nedenle. 12
Gettoların temel psikolojisini oluşturan bu daimi savaş atmosferinin Yahudilik'e ne gibi bir etkisi olduğunu ve ne tür bir "Yahudi ideolojisi" ürettiğini görmek içinse, "Yahudi şeriatı"nın kaynağı olan "Halakha"ya bir göz atmak gerekir.
Halakha, hahamların "bir Yahudi nasıl yaşamalı" sorusunun cevabını en ayrıntılı biçimde vermek için hazırladıkları ve asırlar boyu yeni eklenmelerle genişlemiş yazılı bir dini kaynaktır. Klasik Yahudilik'e göre, bir Yahudi günlük hayatını nasıl geçirmesi gerektiğini öğrenmek için Tevrat'a ya da Eski Ahit'in öteki kitaplarına bakmamalıdır. Bunlar, sıradan insanlar tarafından anlaşılamazlar çünkü. Bunların anlamını sadece hahamlar kavrar ve Yahudi toplumu da dini onlardan öğrenir. Halakha, hahamların Yahudi toplumuna verdiği bu eğitimin toplandığı kaynaktır. Halakha'nın en önemli kaynağı ise, "Talmud" adı verilen çok ciltli bir kitaptır.
Talmud'u incelediğinizde, gettonun "Spartavari" havasının Yahudiler'in üstün ırk inanışları ile birleşerek ne denli tehlikeli sonuçlar verdiğini görebilirsiniz. Çünkü Talmud'un büyük bölümü, Yahudi-olmayanlara karşı kin beslemeyi ve imkan buldukça da bu kini eyleme dönüştürmeyi emretmektedir.
Öncelikle, diğer iki ilahi dine karşı son derece saldırgan bir tutum göze çarpar. Talmud yazarlarının tüm yeryüzünde en çok nefret ettikleri insan ise Hz. İsa'dır. Onun hakkında çeşitli "cinsel içerikli iftiralar" öne sürülür ve öteki dünyada cehennemin en alt katına konup, sıcaktan kaynayan insan dışkıları ile dolu bir havuza atılacağı söylenir.13 Yine Talmud'a göre, Yahudiler ellerine geçen İncil'leri, eğer şartlar uygunsa, yakmakla yükümlüdürler. (Israel Shahak, bu bilgiyi verirken, sözkonusu emrin bugün de aynen uygulandığını, 23 Mart 1980 günü, Yad Le'akhim adlı dini bir örgütün organizasyonuyla Kudüs'te İncil'in yüzlerce nüshasının yakıldığını not eder. Dahası, Yad Le'akhim, İsrail Din Bakanlığı tarafından finanse edilen bir örgüttür.) 14
Talmud'un Yahudi-olmayanlar hakkında verdiği diğer bazı ilginç hükümler şöyledir:
• Bir Yahudi bir mezarlığın yanından geçerken, eğer o yer bir Yahudi mezarlığı ise orada yatanları takdis eden kısa bir dua okumalı, ancak mezarlık Yahudi- olmayanlara ait ise orada yatanların annelerine lanet etmelidir.15 Talmud kaynaklı bir başka geleneğe göre de, dindar bir Yahudi, bir kilise ya da Hz. İsa tasviri gördüğünde üç kere yere tükürmekle yükümlüdür. 16
• Talmud yazarlarının en büyüklerinden olan Maimonides, bir Yahudi- olmayanın hayatının kurtarılması konusunda da önemli hükümler vermiştir. Bu hükümlerin biri şöyledir:
Kendileriyle savaş halinde olmadığımız Yahudi-olmayanlara gelince, ölümlerine doğrudan sebebiyet vermek yanlıştır, fakat eğer ölüm anındaysalar onların hayatlarını kurtarmak yasaklanmıştır. Örneğin bir Yahudi-olmayanın denize düştüğü görülürse, boğulmaktan kurtarılmamalıdır. 17
Maimonides'e göre, bir Yahudi doktorun bir Yahudi-olmayanı iyileştirmesi de, karşılığında para kazanılsa dahi, yasaktır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir noktaya değinir: Eğer Yahudi bir doktorun bir Yahudi-olmayanı iyileştirmekten kaçınması, Yahudiler'e karşı toplumsal bir tepki gelişmesine neden olacaksa, o halde yasak ortadan kalkar ve hastanın iyileştirilmesi gerekir. 18
• Talmud'un en büyük yazarlarından biri olan Maimonides'in ırkçı fikirleri de oldukça ilginçtir. Bir yerde şöyle yazar:
Türklerin bir kısmı ve kuzeydeki göçebeler ve zenciler ve güneydeki göçebeler ve bizim coğrafyamızda yaşayıp da onlara benzeyenler; bunların tabiatı daha çok düşük sesli bazı hayvanların tabiatına benzer. Benim düşünceme göre, bunlar insan seviyesinde değildirler. Seviyeleri bir insan ile bir maymunun seviyeleri arasında bir yerdedir. Çünkü görünüşleri maymundan daha çok insana benzemektedir. 19
• Haham Sofer, Responsum adlı Talmudik çalışmasında, Osmanlı İmparatorluğu içindeki Müslümanlar ve Hıristiyanlar hakkında ilginç yorumlar yapar. Buna göre, bunlar, "başka ilahlara tapan putperestlerdir ve dolayısıyla dolaylı yoldan öldürülmeleri doğrudur". Dahası, Sofer bu iki grubu, Eski Ahit'te adı geçen Amalek kabilesine benzetir. 20 Eski Ahit'te Amalekler hakkında verilen hüküm ise şöyledir:
Orduların Rabbi şöyle diyor: Amalek'in İsrail'e yaptığını, Mısır'dan çıktığı za- man yolda ona karşı nasıl durduğunu arayacağım. Şimdi git, Amaleki vur ve onların herşeylerini tamamen yok et ve onları esirgeme ve erkekten kadına, çocuktan emzikte olana, öküzden koyuna, deveden eşeğe kadar hepsini öldür. 21
• Talmud'un cinsel suçlar (zina) hakkında verdiği hükümler de ilginçtir. Eğer bir Yahudi erkek bir Yahudi kadınla evlilik dışı bir cinsel ilişkiye girerse, her ikisinin de öldürülmesi gerekir. Oysa eğer kadın bir Yahudi-olmayan ise, bu kez erkek sadece dayak yer; kadın ise yine ölüm cezasına çarptırılır. Aynı hüküm, Yahudi bir erkeğin Yahudi-olmayan bir kadına tecavüz etmesi durumunda da geçerlidir. Bunun arkasında yatan mantık ise, Yahudi-olmayan kadının her durumda "baştan çıkarıcı" sayılmasıdır. Kadın, "bir Yahudiyi günaha sokmuş" olduğu için ne olursa olsun birinci dereceden suçlu sayılmaktadır. 22Nitekim Maimonides, Yahudi-olmayan tüm kadınlar için "N.Sh.G.Z." kısaltmasını kullanır. Bunlar, İbranice'deki "niddah, shifhah, goyah, zonah" kelimelerinin baş harfleridir. Kelimelerin anlamı ise şudur: "Kirli (regl nedeniyle), köle, Yahudi-olmayan, fahişe". 23
• Yahudiler ile Yahudi-olmayanlar arasındaki mal-mülk ilişkileri hakkında da Talmud'un önemli hükümleri vardır. Eğer bir Yahudi kayıp bir eşya bulur da onun sahibinin bir Yahudi olduğunu farkederse bunu sahibine geri vermekle yükümlüdür. Fakat eğer malı yitiren kişi bir Yahudi-olmayan ise, malın ona geri verilmemesi emredilir. Bir Yahudi-olmayana hediye vermek ise kesin biçimde yasaklanmıştır. (Ancak hahamlar, bir sonraki aşamada Yahudiler'i maddi kar getirebilecek hediyelere bir başka deyişle rüşvetlere izin verirler.) Alış veriş sırasında Yahudi-olmayanlara hile yapmak ise, eğer "dolaylı" yoldan olursa, meşru sayılır. Örneğin bir Yahudi, karşısındaki müşterinin kendisine yanlışlıkla fazla para verdiğini fark ederse, "senin yaptığın hesaba güvendim, benim saymama gerek yok" demelidir. Böylece eğer karşı taraf durumu sonradan fark ederse, suçlu duruma düşmez. 24
Bu saydıklarımız, Talmud'un Yahudi-olmayanlara yönelik düşmanca hükümlerine yalnızca bir kaç örnektir. Yahudi geleneğinin bu geleneksel "şeriat kitabı" araştırıldığında, buna benzer daha pek çok hükme rastlamak mümkündür. Ancak bu bir kaç örnek bile, "Yahudi ideolojisi"nin içeriği hakkında fikir sahibi olmak için yeterlidir.
Sözkonusu "Yahudi ideolojisi", Tevrat'ın ve Eski Ahit'in diğer kitaplarının hükümlerini de kendi düşüncesine göre yorumlamakta ve çarpıtmaktadır. Örneğin Hz. Musa'ya verilen "On Emir"den sekizincisi olan "Çalmayacaksın" (Çıkış, 20:15) hükmü, "bir Yahudiyi çalmamak" (yani kaçırmamak ya da rehin almamak) konusunda konulmuş bir yasak olarak açıklanır. Hükmün mal değil de insan "çalmak" şeklinde yorumlanmasının nedeni, "On Emir"in yalnızca ölümcül suçları içerdiğine dair Talmud yazarlarınca yapılmış bir kabuldür. Öte yandan, Yahudi- olmayanların rehin alınması zaten Talmud tarafından izin verilen bir eylemdir. 25
"Kardeşini kendin gibi seveceksin" (Levililer, 19:11) hükmünün yorumlanması da aynı şekildedir; "kardeşler" yalnızca Yahudilerdir. Nitekim bir Yahudi genel olarak Talmud tarafından bir Yahudi-olmayanın hayatını kurtarmaktan alıkonur, açıklaması da şöyle yapılır; "çünkü o senin kardeşin değildir". 26
İşte Yahudi ideolojisinin yüzlerce yıl önce oluşturduğu ve asırlar boyu da taviz vermeden koruduğu bu "Sparta psikolojisi", Yahudi toplumunun zihnine, Yahudi- olmayanlara karşı kolay kolay silinemez bir nefret ve güvensizlik yerleştirmiştir. Dindar Yahudiler zaten bu hükümleri benimsemek durumundadırlar. Dindar olmayanların büyük çoğunluğu da, içinden çıktığı toplumun merkezinde yer alan bu ideolojiden uzaklaşmaz ve Talmud'u en azından psikolojik boyutta yaşamaya devam eder. Dünyadaki Yahudi cemaatlerinin hemen hepsinin dikkat çekici derecede "kapalı toplum"lar oluşturmalarının nedeni işte bu "Yahudi ideolojisi"dir.
Ancak tüm bunların ötesinde, kuşkusuz bizim için burada önemli olan nokta, İsrail Devleti'dir. Acaba Yahudi Devletisözde "laik" bir ülke olmasına rağmen sözünü ettiğimiz "Yahudi ideolojisi"ne bağlı mıdır?
Gettoların temel psikolojisini oluşturan bu daimi savaş atmosferinin Yahudilik'e ne gibi bir etkisi olduğunu ve ne tür bir "Yahudi ideolojisi" ürettiğini görmek içinse, "Yahudi şeriatı"nın kaynağı olan "Halakha"ya bir göz atmak gerekir.
Halakha, hahamların "bir Yahudi nasıl yaşamalı" sorusunun cevabını en ayrıntılı biçimde vermek için hazırladıkları ve asırlar boyu yeni eklenmelerle genişlemiş yazılı bir dini kaynaktır. Klasik Yahudilik'e göre, bir Yahudi günlük hayatını nasıl geçirmesi gerektiğini öğrenmek için Tevrat'a ya da Eski Ahit'in öteki kitaplarına bakmamalıdır. Bunlar, sıradan insanlar tarafından anlaşılamazlar çünkü. Bunların anlamını sadece hahamlar kavrar ve Yahudi toplumu da dini onlardan öğrenir. Halakha, hahamların Yahudi toplumuna verdiği bu eğitimin toplandığı kaynaktır. Halakha'nın en önemli kaynağı ise, "Talmud" adı verilen çok ciltli bir kitaptır.
Talmud'u incelediğinizde, gettonun "Spartavari" havasının Yahudiler'in üstün ırk inanışları ile birleşerek ne denli tehlikeli sonuçlar verdiğini görebilirsiniz. Çünkü Talmud'un büyük bölümü, Yahudi-olmayanlara karşı kin beslemeyi ve imkan buldukça da bu kini eyleme dönüştürmeyi emretmektedir.
Öncelikle, diğer iki ilahi dine karşı son derece saldırgan bir tutum göze çarpar. Talmud yazarlarının tüm yeryüzünde en çok nefret ettikleri insan ise Hz. İsa'dır. Onun hakkında çeşitli "cinsel içerikli iftiralar" öne sürülür ve öteki dünyada cehennemin en alt katına konup, sıcaktan kaynayan insan dışkıları ile dolu bir havuza atılacağı söylenir.13 Yine Talmud'a göre, Yahudiler ellerine geçen İncil'leri, eğer şartlar uygunsa, yakmakla yükümlüdürler. (Israel Shahak, bu bilgiyi verirken, sözkonusu emrin bugün de aynen uygulandığını, 23 Mart 1980 günü, Yad Le'akhim adlı dini bir örgütün organizasyonuyla Kudüs'te İncil'in yüzlerce nüshasının yakıldığını not eder. Dahası, Yad Le'akhim, İsrail Din Bakanlığı tarafından finanse edilen bir örgüttür.) 14
Talmud'un Yahudi-olmayanlar hakkında verdiği diğer bazı ilginç hükümler şöyledir:
• Bir Yahudi bir mezarlığın yanından geçerken, eğer o yer bir Yahudi mezarlığı ise orada yatanları takdis eden kısa bir dua okumalı, ancak mezarlık Yahudi- olmayanlara ait ise orada yatanların annelerine lanet etmelidir.15 Talmud kaynaklı bir başka geleneğe göre de, dindar bir Yahudi, bir kilise ya da Hz. İsa tasviri gördüğünde üç kere yere tükürmekle yükümlüdür. 16
• Talmud yazarlarının en büyüklerinden olan Maimonides, bir Yahudi- olmayanın hayatının kurtarılması konusunda da önemli hükümler vermiştir. Bu hükümlerin biri şöyledir:
Kendileriyle savaş halinde olmadığımız Yahudi-olmayanlara gelince, ölümlerine doğrudan sebebiyet vermek yanlıştır, fakat eğer ölüm anındaysalar onların hayatlarını kurtarmak yasaklanmıştır. Örneğin bir Yahudi-olmayanın denize düştüğü görülürse, boğulmaktan kurtarılmamalıdır. 17
Maimonides'e göre, bir Yahudi doktorun bir Yahudi-olmayanı iyileştirmesi de, karşılığında para kazanılsa dahi, yasaktır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir noktaya değinir: Eğer Yahudi bir doktorun bir Yahudi-olmayanı iyileştirmekten kaçınması, Yahudiler'e karşı toplumsal bir tepki gelişmesine neden olacaksa, o halde yasak ortadan kalkar ve hastanın iyileştirilmesi gerekir. 18
• Talmud'un en büyük yazarlarından biri olan Maimonides'in ırkçı fikirleri de oldukça ilginçtir. Bir yerde şöyle yazar:
Türklerin bir kısmı ve kuzeydeki göçebeler ve zenciler ve güneydeki göçebeler ve bizim coğrafyamızda yaşayıp da onlara benzeyenler; bunların tabiatı daha çok düşük sesli bazı hayvanların tabiatına benzer. Benim düşünceme göre, bunlar insan seviyesinde değildirler. Seviyeleri bir insan ile bir maymunun seviyeleri arasında bir yerdedir. Çünkü görünüşleri maymundan daha çok insana benzemektedir. 19
• Haham Sofer, Responsum adlı Talmudik çalışmasında, Osmanlı İmparatorluğu içindeki Müslümanlar ve Hıristiyanlar hakkında ilginç yorumlar yapar. Buna göre, bunlar, "başka ilahlara tapan putperestlerdir ve dolayısıyla dolaylı yoldan öldürülmeleri doğrudur". Dahası, Sofer bu iki grubu, Eski Ahit'te adı geçen Amalek kabilesine benzetir. 20 Eski Ahit'te Amalekler hakkında verilen hüküm ise şöyledir:
Orduların Rabbi şöyle diyor: Amalek'in İsrail'e yaptığını, Mısır'dan çıktığı za- man yolda ona karşı nasıl durduğunu arayacağım. Şimdi git, Amaleki vur ve onların herşeylerini tamamen yok et ve onları esirgeme ve erkekten kadına, çocuktan emzikte olana, öküzden koyuna, deveden eşeğe kadar hepsini öldür. 21
• Talmud'un cinsel suçlar (zina) hakkında verdiği hükümler de ilginçtir. Eğer bir Yahudi erkek bir Yahudi kadınla evlilik dışı bir cinsel ilişkiye girerse, her ikisinin de öldürülmesi gerekir. Oysa eğer kadın bir Yahudi-olmayan ise, bu kez erkek sadece dayak yer; kadın ise yine ölüm cezasına çarptırılır. Aynı hüküm, Yahudi bir erkeğin Yahudi-olmayan bir kadına tecavüz etmesi durumunda da geçerlidir. Bunun arkasında yatan mantık ise, Yahudi-olmayan kadının her durumda "baştan çıkarıcı" sayılmasıdır. Kadın, "bir Yahudiyi günaha sokmuş" olduğu için ne olursa olsun birinci dereceden suçlu sayılmaktadır. 22Nitekim Maimonides, Yahudi-olmayan tüm kadınlar için "N.Sh.G.Z." kısaltmasını kullanır. Bunlar, İbranice'deki "niddah, shifhah, goyah, zonah" kelimelerinin baş harfleridir. Kelimelerin anlamı ise şudur: "Kirli (regl nedeniyle), köle, Yahudi-olmayan, fahişe". 23
• Yahudiler ile Yahudi-olmayanlar arasındaki mal-mülk ilişkileri hakkında da Talmud'un önemli hükümleri vardır. Eğer bir Yahudi kayıp bir eşya bulur da onun sahibinin bir Yahudi olduğunu farkederse bunu sahibine geri vermekle yükümlüdür. Fakat eğer malı yitiren kişi bir Yahudi-olmayan ise, malın ona geri verilmemesi emredilir. Bir Yahudi-olmayana hediye vermek ise kesin biçimde yasaklanmıştır. (Ancak hahamlar, bir sonraki aşamada Yahudiler'i maddi kar getirebilecek hediyelere bir başka deyişle rüşvetlere izin verirler.) Alış veriş sırasında Yahudi-olmayanlara hile yapmak ise, eğer "dolaylı" yoldan olursa, meşru sayılır. Örneğin bir Yahudi, karşısındaki müşterinin kendisine yanlışlıkla fazla para verdiğini fark ederse, "senin yaptığın hesaba güvendim, benim saymama gerek yok" demelidir. Böylece eğer karşı taraf durumu sonradan fark ederse, suçlu duruma düşmez. 24
Bu saydıklarımız, Talmud'un Yahudi-olmayanlara yönelik düşmanca hükümlerine yalnızca bir kaç örnektir. Yahudi geleneğinin bu geleneksel "şeriat kitabı" araştırıldığında, buna benzer daha pek çok hükme rastlamak mümkündür. Ancak bu bir kaç örnek bile, "Yahudi ideolojisi"nin içeriği hakkında fikir sahibi olmak için yeterlidir.
Sözkonusu "Yahudi ideolojisi", Tevrat'ın ve Eski Ahit'in diğer kitaplarının hükümlerini de kendi düşüncesine göre yorumlamakta ve çarpıtmaktadır. Örneğin Hz. Musa'ya verilen "On Emir"den sekizincisi olan "Çalmayacaksın" (Çıkış, 20:15) hükmü, "bir Yahudiyi çalmamak" (yani kaçırmamak ya da rehin almamak) konusunda konulmuş bir yasak olarak açıklanır. Hükmün mal değil de insan "çalmak" şeklinde yorumlanmasının nedeni, "On Emir"in yalnızca ölümcül suçları içerdiğine dair Talmud yazarlarınca yapılmış bir kabuldür. Öte yandan, Yahudi- olmayanların rehin alınması zaten Talmud tarafından izin verilen bir eylemdir. 25
"Kardeşini kendin gibi seveceksin" (Levililer, 19:11) hükmünün yorumlanması da aynı şekildedir; "kardeşler" yalnızca Yahudilerdir. Nitekim bir Yahudi genel olarak Talmud tarafından bir Yahudi-olmayanın hayatını kurtarmaktan alıkonur, açıklaması da şöyle yapılır; "çünkü o senin kardeşin değildir". 26
İşte Yahudi ideolojisinin yüzlerce yıl önce oluşturduğu ve asırlar boyu da taviz vermeden koruduğu bu "Sparta psikolojisi", Yahudi toplumunun zihnine, Yahudi- olmayanlara karşı kolay kolay silinemez bir nefret ve güvensizlik yerleştirmiştir. Dindar Yahudiler zaten bu hükümleri benimsemek durumundadırlar. Dindar olmayanların büyük çoğunluğu da, içinden çıktığı toplumun merkezinde yer alan bu ideolojiden uzaklaşmaz ve Talmud'u en azından psikolojik boyutta yaşamaya devam eder. Dünyadaki Yahudi cemaatlerinin hemen hepsinin dikkat çekici derecede "kapalı toplum"lar oluşturmalarının nedeni işte bu "Yahudi ideolojisi"dir.
Ancak tüm bunların ötesinde, kuşkusuz bizim için burada önemli olan nokta, İsrail Devleti'dir. Acaba Yahudi Devletisözde "laik" bir ülke olmasına rağmen sözünü ettiğimiz "Yahudi ideolojisi"ne bağlı mıdır?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder